11 Aralık 2017 Pazartesi

Almanya artan Türkiye etkisinden rahatsız

Saraybosna Türkiye Kokuyor IV

Yasin Baş'ın Seyahat Notları

07 Ocak 2017 Cumartesi 19:37
Saraybosna Türkiye Kokuyor IV
 

Arap Sermayesi de artık Bosna’da

Savaş sonrasında Suud-i Arabistan’ın ve değişik Arap ülkelerinin de yatırımları görülmüyor değil. Al-Jazeera Haber Kanalı’nın Avrupa Merkezinin de içinde bulunduğu şehrin en görkemli AVM’si Arap sermayesi tarafından inşaa edilmiş. Burada artık Türkiye’nin de her yerini işgal etmiş olan dünyaca ünlü markaların satıldığı mağzalar bulunuyor. Ayrıca Havaalanına giden güzergah üzerinde Suud-Vahabi mimarisi ile yeni bir görkemli cami de inşa edilmiş. Suud’lar şehrin en lüks yerlerinde yeni bir yerleşim alanı inşa ediyorlar şuan. Bu alanın maketi AVM’de bulunan emlak şirketlerince sergileniyor.

Dikkatimi çeken diğer bir konu da ABD ve Almanya’nın Bosna’ya verdiği önem. Alman Goethe-Enstitüsü ve Alman Kalkınma Ajansı’nın büroları şehrin göbeğinde. ABD’nin büyükelçiliği ve bazı güvenlik şirketlerinin karanlık, metrelerce tel örgüler ve kat kat yüksek kapılar ile muhafaza edildiği de gözlerden kaçmadı.

 

Kovaći Şehitliği

Boşnakların ve aynı zamanda Avrupa’lı Müslümanların özgürlüğünün en önemli temsilcilerinden Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Alija İzzetbegović’in kabrinin de bulunduğu Kovaći Şehitliği’ni ziyaret edip şehitlere en azından bir Fatiha bırakmadan dönmek hiç olur mu? Savaştan önce çocuk parkı olan Kovaći Şehitliği, Başçarşı meydanından yaklaşık 5-10 dakikalık bir yokuşu çıktıktan sonra sayıları binleri bulan, uzun, ince beyaz mezar taşları ile dikkat çekiyor. Hatta oraya doğru giderken üzerinden geçtiğiniz restore edilmiş kaldırım taşlarının büyük bir bölümünün Osmanlı İmparatorluğundan kalma taşlar olduğu zikrediliyor.

Alija İzzetbegović vefatı öncesinde yaptığı vasiyette şöyle dediği rivayet ediliyor: ‘’Öldüğümde Osmanlı askerleriyle, Bosna şehitleriyle yan yana yatmak istiyorum. Benim yanım onların yanıdır. Beni ayrı bir yere defnetmeyin, zira benim ziyaretime gelenler onlardan da dualarını esirgemesin, mahzun kalmasınlar.’’ Özgürlüğünden taviz vermeyen ve aynı zamanda değişik dinlerin daima bir arada yaşayabilmesi gerektiğini vurgulayan barış ve hoşgörünün simgesi olan Alija İzzetbegović’in kabri, hilal şeklindeki bir havuzun ortasında bir yıldızı simgeliyor. Ve bu havuzdan diğer mezarlara akan sular, altından ırmaklar akan cennetleri andırıyor.

 

‘’Avrupa’nın Kudüsü’’

 Saraybosna’da ki camiler ise başlı başına huzur ve güç veren bir görüntü sergiliyor. Kardeşim Emil ile Cuma Namazını Ali Paşa Cami’de eda etmek nasip oldu. Cami, Bosnalı Sancak Beyi Hadım Ali Paşa’nın bağışlarıyla 1560 yılında inşa edilmiş. Yağmur yağıyordu. Cuma namazından yaklaşık bir saat önce camide olmamıza rağmen içerisi dolup taşmıştı. Sonunda dışarıda üstü kapalı avluda yer bulabildik. İnsanlar akın akın geliyorlardı. Avluda da yer kalmayınca, sonradan gelenler yağmurun altında kaldı, büyük bir kısım da ayakta namaz kılmak mecburiyetinde kaldı. İmam’ın vaazini tabi anlamadım. Ancak sesinin ritmi ve tonu bir Türk hocasının tıpa tıp aynısıydı sanki. Ayetleri okuma şekli, konuları telafuz ve vurgulama şekli beni yine Türkiye’ye götürdü. Orada sanki küçük bir umre yapmış gibi hissettim kendimi. Osmanlı torunu olduğum, orada ki Boşnaklar ile kardeş olduğum ve o insanlar ile eşit bir kişi olduğum için değişik güzel duygular yaşadım.

Saraybosna’da ezan sesleri tıpkı Türkiye’de ki gibi. Özellikle şehir merkezinde ve Başçarşı meydanında üç caminin yan yana olması ve üç ezan sesinin kısa aralıklar ile karşılıklı okunması yine alıyor sizi Türkiye’ye götürüyor. İbadethanelerimizin mimarisi zaten tipik Osmanlı mimarisi özelliğini taşıyor. Sanki Mimar Sinan’ın el izi, daha doğrusu imzası bulunuyor camilerin hepsinde. Yine şehir merkezinin içinde 1537 yılında kurulan ve o tarihten itibaren eğitimine ara vermeden devam eden Kurşunlu Medresesini ziyaret etmek mümkün. Aynı zamanda Bey Camisi olarak da bilinin ve şehrin en güzel Mimar Sinan eserlerinden olan Gazi Hüsrev Bey Cami de görülmesi gereken önemli mağbetlerden biri. Avlusunda görkemli bir abdesthane ve Osmanlı kabirleri bulunduran cami, 1531′de Bosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından inşa ettirilimiş. Saraybosna’da camilerin yanı sıra birçok kilise ve havra da bulunuyor. Başçarşı merkezinde ve oraya yürüme mesafesinde bulunan Katolik Katedrali, Ortodoks kiliseleri ve Musevi sinagogu var. Asırlarca çeşitli dinlerin merkezi ve barış içinde yaşadıkları bir kent olan Saraybosna bu yüzden ‘’Avrupa’nın Kudüs’ü’’ diye de adlandırılıyor.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV