banner3

18 Kasım 2019 Pazartesi

Toplumsal müesseselere güven kaybı Almanya için büyük tehlike

Thüringen seçimleri ne anlatıyor?

30 Ekim 2019, 11:53
Thüringen seçimleri ne anlatıyor?

Almanya’nın küçük eyaletlerinden Thüringen’de 27 Ekim’de yapılan seçimleri radikal Sol Parti kazanırken, popülist ırkçı AfD (Almanya için Alternatif) oylarını iki misline çıkararak ikinci parti oldu. Seçimlerde kitle partileri Hıristiyan Demokratlar (CDU) ve Sosyal Demokratlar büyük oranda oy kaybederken, Yeşiller ve Liberaller yüzde beşlik barajı zorlanarak aşabildiler.

Eyalet seçimlerindeki sonuçlara göre oylar şu şekilde dağıldı: Sol Parti %31 (+2,8), AfD %23,4 (+12,8), CDU %21,8 (-11,7), SPD %8,2 (-4,2), Yeşiller %5,2 (-0,5), Liberaller %5 (+2,5). Buna göre 90 kişilik parlamentoda Sol Parti 29 (+1), AfD 22 (+11), CDU 21 (-13), SPD 8 (-4), Yeşiller 5 (-1) ve Liberaller 5 (+5) milletvekili ile temsil edilecekler. Meclis aritmetiğine göre sandalye sayısı geçtiğimiz dönemin Kızıl + Kızıl + Yeşil koalisyonunu kurmaya yetmiyor. Seçimlerin ardından CDU temsilcilerinin Sol Parti ile bir koalisyona açık olmadıklarını açıklamaları durumu daha karmaşık hale getiriyor. Tüm partilerin AfD ile bir arada olmama yönündeki kararları 46 sandalyenin gerektiği hükümet teşkili konusunda hem ihtimalleri hem tahminleri zorlaştırıyor.

Seçimin dikkate alınması gereken en önemli iki sonucu, ırkçı-popülist partinin oylarını ve sandalye sayısını iki misline çıkarması yanında kitle partileri CDU ve SPD’nin büyük orandaki kayıpları. Almanya’yı halen koalisyonla yöneten bu iki partinin eyaletteki kaybı toplamda %15,9’luk oy ve 17 sandalyeye tekabül ediyor. Yeşiller’in kaybı nispeten minimum seviyede kalırken, geçen dönemde meclis dışı kalan Liberaller’in yüzde beş sınırını sadece 5 oyla geçebildiğine de değinmek gerek.

AfD gibi ırkçı bir partinin gittikçe yükselen başarı grafiği Almanya’da artık mızrağın çuvala sığmadığını gösteriyor. Önceleri çokça yapılan ‘bir kısım yaşlı Nazi kalıntısının, işsiz-güçsüzlerin, sistemin aksaklıklarına kızanların protesto oyları’ şeklindeki değerlendirmeler artık geçerliliğini kaybetmiş durumda. Çünkü artık açıkça görülüyor ki aşırı sağ düşünce Alman orta sınıflarının hakim ideolojisi haline gelmektedir. Bu gelinen nokta, kitle partilerinin yıllardır yaptıkları açık hatalar, kitlelerden kopuk, çözüm vadetmeyen yanlış politikaları kadar, tüm kurumlarıyla devletin gelmekte olan tehlikeyi yok sayan, hafife alan ve birçok noktada destekleyen tutumunun sonucudur.

Thüringen seçimlerine girerken AfD, kendisini daha ılımlı, halka hoş görünecek, aşırılık iddialarına geçit vermeyecek bir aday yerine partinin sağ hatta aşırı sağ kanadında yer alan bir ismi, Björn Höcke’yi liste başı aday göstermiştir. Bu aslında bir meydan okumaydı ve Thüringen seçmeni oylarıyla demokratik nizama karşı yapılan bu teşebbüsü destekledi. Seçimlerden sonra parti teşkilatının takındığı tutum, Avrupa Birliği’nin başını çeken ve dünyanın önemli ülkelerinden Almanya’da aşırı sağ-nazi sempatizanı yükselişin pervasızlığına işaret etmektedir.      

Bu manzara karşısında bizi asıl hayrete düşüren ise, Alman dostlarımızın gelişmeleri değerlendirirken gösterdikleri sahte hayret ifadeleridir. Yorumcular nedense bu küçük eyalette Türklere karşı kurulan büyük bir katliam planını ve bunun sonucunda katledilen 10 kişiyi hatırlamak istememektedirler. Bilindiği gibi NSU terör örgütünün oluştuğu ve kanlı cinayet planlarını yaptığı merkez bu eyaletteki Jena kenti idi. Jena eyalet başkenti Erfurt’a sadece 50 km uzaklıkta bir kenttir. Tüm Almanya’da birçok cinayet işleyen, sayısız bombalama ve kundaklama faaliyetlerinde bulunan, banka soyan grubun aşırı sağ ve istihbarat çevrelerindeki bilinen adı ‘Jena Grubu’ idi. Seçim sonuçları bir anlamda ne yazık ki Thüringen halkının Jena Grubu ve benzerlerinin fikirlerine ve eylemlerine sempatisini, en azından o kirli düşünceleri reddetmediğini göstermektedir.

Türk düşmanı NSU terör örgütünün sağ ele geçen katillerinden Beate Zschäpe’ye gerek mahkemenin gerek Almanya’daki bazı çevrelerin gösterdiği himayeci tavrı ve arkasından başlarını emniyet güçlerinin çektiği NSU 2.0 türünden takipçilerin pervasızlığını hatırlayınca seçim sonuçlarını daha doğru okumak mümkün hale gelmektedir. Almanya, tümüyle bir felaket dalgasının etkisindedir ve bu öldürücü, yıkıcı dalga halkın tüm katmanlarını hızlı bir şekilde etkisi altına almaktadır. Bu felaket dalgasını oluşturanların bir kısmı legal parti, dernek, kulüp faaliyetleriyle halkı zehirlerken, bir bölümü illegal terörist faaliyetlerle aynı gayeye hizmet etmektedir.

Hitler kalıntısı bazı çevrelerin yaşanan hadiseleri ve seçim sonuçlarını değerlendirirken 1998 yılında faaliyete geçen Jena Grubu’nun 20 yıl sonra eyalet çapında alkışlanacak bir başarıya imza attığını söyleyip bayram havası içerisinde kutlama yaptıklarını tahmin etmek güç değildir. Bu karanlık tablo içerisinde tek tesellimiz, kentin adını pisleten katillerin zihni akrabalarına Jena kentinin itibar etmemesi, karşı koyması ve ırkçı azgınlığa geçit vermemesidir. (Jena’da her iki seçim bölgesinde de milletvekilliklerini Sol Parti alırken AfD’nin oy oranı % 12’de kaldı.) Ancak teselliye yol açan gerekçelerin, kötülüklerle mücadele edilmediği ve onlara karşı başarı sağlanamadığı taktirde fazla anlamı ve önemi yoktur.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
ARŞİV
banner4