banner3

28 Ekim 2021 Perşembe

Osnabrück İslam Koleji DİTİB’e rakip mi?

Yeni hükümetten beklentiler

05 Ekim 2021, 17:06
Yeni hükümetten beklentiler
 

Almanya yeni hükümetini beklerken, bizim de hükümetten beklentilerimizi açıkça ortaya koymamız ve bunların gerçekleşmesi için canla başla gayret etmemiz gerekiyor. Görünen o ki; Hıristiyan Birlik partilerinin ve onların başbakan adayı Armin Laschet’in kaybettiği seçimler, büyük değişimleri beraberinde getirecek karakterdedir.

Angela Merkel’in görevini CDU’lu olmayan, yani Merkel politikalarını devam ettirmeyecek yeni bir başbakana, Olaf Scholz’a bırakmasıyla, kapanan dönemin ardından yeni ve değişik bir Almanya ile karşılaşma ihtimali artmıştır. Bunun ne yönde gelişeceğini, yapılacak koalisyon pazarlıkları, ortaya çıkacak protokoller ve nihayetinde Hükümet protokolü, programı ve hükümet listesi gösterecektir.

Almanya’da nasıl bir hükümetin kurulacağı Almanya ve Avrupa kadar dünya için de önemlidir. Gelişmeler, hem Türkiye-Almanya ilişkileri açısından hem de Almanya’ya yaşayan ve küçümsenemeyecek bir bölümü ülke vatandaşlığına geçmiş Türkler açısından ayrı bir öneme sahiptir. İki ülke ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyeceği, yıllardır içinde bocaladığımız pürüzlerin nasıl giderileceği, ekonomiden savunmaya gerekli birçok alanda akamete uğrayan ortak alanlarda bizleri nasıl bir akibetin beklediği gibi hususlar hakkında herhalde iki ülkenin siyasetçileri ve diplomatları şimdiden düşünmeye başlamışlardır. Umarız bu konudaki çabalar iki ülke ve millet için memnuniyet verici biçimde sonuçlandırılır.

Yeni dönemin, Almanya’da yaşayan Türkler için de müspet sonuçlar getirmesi belki ortak bir arzudur; ancak bunun nasıl hayata geçirilebileceği konusunda ne yazık ki zihinlerimiz bulanıktır. Öncelikle, Türk toplumu artık şu veya bu partinin listesinden seçilerek parlamentoya giren Türk/Türiye kökenli isimlerin varlıklarının, sayılarının fazlalığının dertlere deva olmadığını tecrübeyle öğrenmiştir. Onlar her şeyden önce Almanya’nın menfaatleri ve partilerinin programlarına göre hareket etmek zorundadırlar. Peşin hükümle, her birinin ‘sömürge valisi’ edasıyla bizleri hizaya sokmayı kendilerine vazife edineceklerini söylemesek bile, bizim problemlerimizin çözümü, haklarımızın muhafazası ve geleceğimizin garantisi için fazla bir şey yapamayacaklarını, hele hele bir tercih yapma durumunda kaldıklarında kolayca karşı taraftan yana tutum takınacaklarını rahatça söyleyebiliriz.

Türklerin Almanya siyasetine ilgi duymaya başladıkları seksenli yıllardan bu yana, siyasetin ekseni değiştiği gibi, bizler için siyasetin anlamı, gayesi ve hedefleri de değişmiştir. Siyasette yer edinerek kendi insanının dertlerine, problemlerine deva olma düşüncesindeki saf heveslilerin yerini, hakim toplumun politika başlıkları üzerinden hareketle kariyer yapma düşüncesindeki profesyoneller almıştır. Bunlar, politikada kabul görme, tutunma, yükselme uğruna bırakınız içinden geldikleri toplumla ters düşmeyi, öz aileleriyle bile sürtüşmeyi siyasetin tabiatından saymaktadırlar.

Seçim döneminde onlarca Türk/Türkiye kökenli aday yarışmasına rağmen, ülkedeki Türklerin durumu, geleceği, Türk düşmanı saldırılar, İslamofobi, eğitimde ve çalışma hayatında fırsat eşitliği vs gibi bizleri doğrudan ilgilendiren konuların gündeme gelmemesi, aslında bizlere çok şey göstermektedir. Tüm bunlara rağmen yine de yapılması gerekenler, daha doğrusu mutlaka yapmamız gereken hayli ev ödevimiz mevcuttur. Bunlara eğilmemiz ve planlı-programlı çalışmamız, gündemde tekrar yer edinmemize ve haklarımızı müdafaamıza büyük katkı sağlar.

Mutlaka yapmamız gerekenlerin başında, taleplerimizi ortaya koymak ve bunları elde etmek için gerekli enstrümanları bir araya toplamak gelmektedir. Bu noktada, can çekişen sivil toplum kuruluşlarımızın günün şartlarına göre yeniden dizayn edilerek güçlendirilmesinin, yazılısıyla, görseliyle ve dijitaliyle medyamızın harekete geçirilmesinin hayati önemde olduğu açıktır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim kalitesinin yükseltilmesi yolunda atılacak adımlar ile kültürel anlamda benliğimizin pekişmesini sağlayacak çabalar, siyasi karar vericiler ve uygulayıcılar üzerinde kısa ve uzun vadede sonuç alıcı etkiler yapacaktır. ‘Birik ve beraberlik’ tekerlemesini bir söylem olmaktan çıkarmak ve tabii bir hayat şekline dönüştürmek gerekmektedir. Birlik ve beraberlik, herkesin kalıptan çıkmışçasına aynı inanca, aynı düşünceye, aynı hayat şekline sahip olması değil, ayrı düşünce ve yapıdaki insanların aralarındaki asgari müşterekler üzerinden dayanışma sağlayarak güç kazanmasıdır. Eğer, yeni hükümetlerden, yeni siyasi kadrolardan bir şeylerin beklentisi içerisinde olacaksak, öncelikle basitinden karmaşığına ev ödevlerimiz konusunda hassasiyeti elden bırakmamalıyız.       

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
E-GAZETE
ARŞİV
banner4