11 Aralık 2017 Pazartesi

Almanya artan Türkiye etkisinden rahatsız

Durum Vaziyeti

30 Kasım 2017, 14:11
Durum Vaziyeti
Almanya’da bir yandan ülkeyi diğer yandan ülkede yaşayan biz Türkleri çok yakından ilgilendiren hükümet kuruluşu gerçekleşemedi. Başlangıçta çok kolay zannedilen koalisyon kurulamadı. Gerçi, hükümetin kurulamaması günlük hayatı etkileyen sonuçlar getirmedi. Ne siyasi bunalım, ne ekonomik sıkıntı ne de sosyal problemlere yol açtı. Her şeyin kurallarla sıkı sıkıya belirlendiği siyaset alanında arayışlar sürüyor.

Yapılan açıklamalara ve sızan kulis bilgilerine göre koalisyonun gerçekleşememesinin başlıca sebebi, katı çizgisinden taviz vermeyen Liberaller ve onlara boyun eğmeye yanaşmayan Angela Merkel’in tutumu. Yüzde 10’un üzerinde oy alan FDP, seçim vaadlerinden dönmeyerek gelecekte oylarını daha da yükselteceğini düşünüyor olmalı. Bu tabii işin pragmatik tarafı. Öte yandan bakıldığında Liberaller ile Hıristiyan Demokratlar arasında ülkenin geleceğinde ABD ile ilişkilerin ne gibi bir rol oynayacağı hususundaki derin ayrılık su yüzüne çıkıyor.

Angela Merkel’in çok yönlü dış politika ve çok yönlü ekonomik ilişkiler yerine Liberaller daha fazla Amerikancı bir çizgiyi savunuyorlar. Merkel ise, iki Almanya’nın birleşmesinden bu yana izlenen ‘Avrupa’nın öncü gücü olma’ ve ABD’den mümkün olduğunca bağımsız bir Almanya politikasında ısrarlı. ABD ile ilişkiler yanında Avrupa Birliği’nin öncülüğünü yürütme, Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler, Asya pazarlarına ilaveten Afrika’ya yoğunlaşma çizgisini terk etmemek eğiliminde. Bu çerçevede, her şeyi göze alarak ABD’den gelen ve Trump döneminde iyice yükselen ekonomik baskılara direnmekte.

Enflasyon ve istihdam problemi olmayan, ekonomide dünyadaki en güçlü ülkeler arasında sağlam bir yere sahip Almanya’da aslında politikacıların kafasını en çok yoran konu digital çağa uyum konusunda atılan adımların yetersizliği. Her alanda hızla hayatımızı kaplayan digitalleşme gerçeğini devletin henüz tam kavrayamamış olduğu iddia ediliyor. Zaten seçim kampanyaları döneminde de birçok eleştirmen partilerin bu konudaki eksikliklerini dile getirmişti. Hıristiyan Demokratlar ile Liberaller arasındaki görüş ayrılıklarından birisi de bu noktada kendisini gösteriyor. Muhafazakar anlayış ile yenilikçiliği daha çok ön plana çıkarmaya çalışan anlayış bir noktada buluşamadı.

Görüşmeler başlarken daha çok problem çıkaracağı var sayılan Yeşiller Partisi tartışmalarda fazla ön plana çıkamadı. Yeşiller’deki en önemli tartışma konusu bizi de yakından ilgilendiren Cem Özdemir’in Dış İşleri Bakanlığı idi. Türkiye-Almanya ilişkilerinin çok çetrefilli bir döneminde Dış İşleri Bakanı olması ihtimali spekülasyonlara açık bir dönemin habercisiydi, gerçekleşemedi.

Alman halkı hükümetleri değerlendirirken yüksek siyasi analizlerden ziyade günlük hayatına ve refah seviyesine etkisine bakmaktadır. Sağlam bir işyeri, yürüyen bir sosyal güvenlik sistemi, çocukların eğitimlerini rahatça sürdürebilmesi, emeklilik garantisi, tatil mevsiminde istediği ülkeye seyahat edebilmesi, alışverişe gittiğinde sürpriz fiyatlarla karşılaşmaması, istediğinde otomobilini yenileyebilmesi gibi hususlar onun için ön plandadır. Ancak, bunların uzun vadede garanti altında olabilmesi için siyasilerin derin analizler yapması gerekmektedir. Anlaşıldığı kadarı ile şimdiye kadar birlikte birçok koalisyon hükümeti kurmuş Hıristiyan Demokratlar ile Liberaller geleceğin Almanya’sı için yaptıkları analizlerde birbirlerinden uzaklaşmışlardır.

Kamuoyu, iki büyük partinin (CDU/CSU ve SPD) Büyük Koalisyonu sürdürmesi için baskı yapmaya başladı. Eğer bu baskı SPD Başkanı Schulz’un direncini kırarsa hükümet devam edecektir. Ancak bu gönülsüz koalisyonun dört yıl sürecek bir hükümet olmasını bekleyenlerin sayısı fazla değil.

Son yıllarda yaşananlar Türklerin gittikçe Alman siyaset sahnesinin dışına düştüğünü gösteriyor. Gerçi seçilenlere bakıldığında Türk ismi taşıyan kişi sayısında bir azalma görülmüyor, ancak bu politikacıların geçmişle kıyaslandığında ‘daha çok Alman’ ve ‘sömürge valiliği rolüne daha hevesli’ kişiler olduğu görülüyor. ‘Alman partilerine girerek haklarımızı koruma’ arzusu ‘Alman partilerinin içimize girerek bizi gütmesi’ gerçeğine dönüşmüş durumda. Bu sonuç bize olduğu gibi Almanya’ya da bir yarar sağlamıyor. Sadece iki toplum arasındaki ayrılık ve uçurumların daha da derinleşmesine yol açıyor. Kendi dili Türkçeyi doğru dürüst konuşamadan yetişen gençlerimizin içinde yükselen, yaşadığı topluma karşı nefret ateşi bunun sonucudur.

Yeni koalisyon görüşmelerinden Almanya’da yaşayan Türkler olarak müspet beklentiler içerisinde olmak isterdik, fakat bu pek mümkün görünmüyor. Seçim döneminde taleplerimizi ortaya koyacağımız bir yol izlememiştik. Dar alana sıkıştırdığımız siyasi atmosferden sihirli bir sonuç beklememeli, bundan alacağımız derslerle geleceğe daha sıkı sarılabilmenin yollarını aramalıyız.      

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV